top of page

ALTERNATİF KIBRIS:

  • Yazarın fotoğrafı: Semih Çergel
    Semih Çergel
  • 12 May
  • 5 dakikada okunur

CASİNO VE DENİZ TATİLİNE ALTERNATİF ÖNERİLER

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti  Lefkoşa'da Ercan Havalimanı içerisinde pasaport sırası beklerken...
Birçok ülkenin aksine pasaport kontrol noktasında stressiz bekleyiş esnasında...


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; pasaportsuz gidilebilir oluşuyla, kampanyalarla sık sık ucuza bilet bulabilme imkânıyla, belki de bizden olduğundan "zaten elimizin altında" diyerek uzun süredir görmeyi ertelediğimiz bir yerdi ama gidip gördükten sonra adadan mutlaka tekrar dönmeliyiz hissiyle ayrıldık.

Bu süreçte fark ettiğimiz iki temel şey oldu:

  1. Sorduğumuz birçok kişi Kıbrıs'a gitmiş, gitmeyenlerin de bir yakınları mutlaka gitmişti.

  2. Casino ve otel konseptli tatil dışındaki seçeneklerin bilinirliği oldukça düşüktü.


Biz de gezdiğimiz her yerde görülmeye değer şeyler bulanlardan olarak kolları sıvayıp kendi gözümüzden ve deneyimlerimizden bu seçeneklere alternatif oluşturacak bir seyahat listesi oluşturmak istedik. İşte casino ve otel konseptine alternatif Kıbrıs listemiz:


**NOT: Bu liste gezilecek-görülecek yerler odaklı olduğu için yeme-içme yerleri dahil edilmedi. Kıbrıs'taki restoran deneyimlerimizi yazdığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


1.Büyük Han ve çevresi(Lefkoşa)

Osmanlı dönemi mimarisi olan, Lefkoşa'daki Büyük Han'ın iç avlusu, bir öğle sonrası vakti bu şekilde görünüyor. Arkada Selimiye Camii'nin minareleri var. İnsanlar avluda gezinip fotoğraf çekiyorlar.
Büyük Han'ın iç avlusu. Arkadan Selimiye Camii'nin minareleri görünüyor.

Kıbrıs seyahatlerinde genellikle atlanan, geri planda kalan, süre kısıtlamasına da ilk takılan yer Lefkoşa oluyor. Halbuki iki ülkeye başkentlik eden, yakın tarihinde ortadan ikiye bölünen, sokak ortasında sınır geçişi bulunan bir şehrin sokaklarında yürümek bile başlı başına bir deneyim. Büyük Han da yapacağınız bu deneyimin merkezinde yer alıyor. 16.YY Osmanlı mimarisi bir han, içerisinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz mekanlar, dinlenebileceğiniz alanlar, hediyelik eşya dükkanlarını içeren bir kompleks burası. Benzerlerine Türkiye'den alışık olduğumuz bir yer aslında fakat bir yandan da farklı. Hemen içinde veya yakın çevresinde sütlacından kebabına yeme-içmeye dair güzel yerler var. Belki birinde oturup bir Kıbrıs böreği yemek, yakınlardaki bir kitabevinden alınmış bir Kıbrıs gazetesi okumak ve bir şeyler içmek, yanınızdan gelip geçen insanları izlemek eminim ki size Kıbrıs'ta olduğunuzu hissettirecektir.


2.Kapalı Maraş bölgesi(Mağusa)

Kapalı Maraş bölgesi, şu an BM denetimi altında turist ziyaretlerini kabul ediyor ve yıllardan beri duran terk edilmiş haliyle gelenlere düşündürücü bir aktivite vaat ediyor.
Terk edilmiş binalarla dolu Maraş bölgesi kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.

Adanın yakın tarihi ile yaşanmışlığı en somut şekilde gözler önüne seren, 1974'te anı donduran bu geniş alan görülmezse olmaz yerlerden biri. Görülmeli ve üzerine düşünülmeli. Çok geniş bir alan olduğu için bisiklet kiralanması daha iyi olur. Ayrıca kullanıma açılan sahilinin de çok iyi olduğu söyleniyor. Denize de giriliyor. Hemen yanında yeme- içme için mekan da var. Biz mart başında gittiğimiz için hava serindi, giremedik ama hem kültürel hem tarihi hem sportif hem keyifli, dolu dolu bir gün için kesinlikle tavsiye edilir.













3.Beylerbeyi(Bellapais) Köyü ve Manastırı(Girne)

Beylerbeyi(Bellapais) Köyü'nün sokakları fotoğraf yürüyüşleri için de çok şey vaat ediyor. Manastır çevresinde küçük kafelerde oturup insanları da seyredebilirsiniz.
Beylerbeyi(Bellapais) Köyü'nün şirin sokaklarında rotasız, gönlünüze göre yürüyebilirsiniz.

12.YY'da inşa edilmeye başlanmış;13.YY itibariyle Lüzinyanlar tarafından kilise dışında yemekhane, çalışma odaları gibi alanlar da eklenerek geniş bir alanı içerecek hale getirilen gotik mimarinin Akdeniz'deki en etkileyici örneklerinden bir yapı kompleksi burası ve yapıların çoğu şu an halâ ayakta. Girne'yi ve Akdeniz'i tepeden gören harika bir konumda yer alıyor. Hemen yanında bulunan kafesine oturup bir şeyler yiyip içerek bu harika konumun keyfini sonuna kadar çıkarabilirsiniz. Ayrıca manastırı dışında bu köyün limon ağaçlı evleri arasındaki şirin sokaklarında yürüyüş yapabilir, yerel satıcılardan ürünler alabilirsiniz.


4.Selimiye Camii-Lala Mustafa Paşa Camii(Lefkoşa-Mağusa)

Mağusa'daki Lala Mustafa Paşa Camii
Mağusa'daki Lala Mustafa Paşa Camii

Bir Katolik katedrali olan Ayasofya Katedrali'nden camiye çevrilmiş olan Selimiye Camii, Lefkoşa şehir merkezinde, Büyük Han çevresinde yer alan en önemli yapılardan biri.

Aziz Nikola Katedrali'nden camiye çevrilen Lala Mustafa Paşa Camii ise Mağusa şehir merkezinde yer alan ve hem şehrin hem adanın en önemli yapılarından biri.

Her iki cami de gotik mimarinin camiyle buluşması gibi bizim için sıra dışı olan bir durum meydana getiriyor ve hem görseli hem tarihiyle sizi etkilemeyi başarıyor. Her iki şehir merkezine de yolunuz düşerse bu yapıları ve detaylarını incelemenizi mutlaka tavsiye ederiz.








5.Salamis Antik Kenti(Mağusa)


Bir Akdeniz adasında deniz kenarına kurulmuş ve birçok yapısı korunmuş durumda olan bir antik kent düşüncesi çok hoşumuza gitmişti. Salamis'e ayırdığımız gün hava bulutluydu. Tam antik kentin kapısındayken yağmur başladı ve denizden gelen yoğun bir rüzgar vardı. Bu sebeplerden biz içine giremedik ama güzel bir havada hem deniz kenarında hem yüzlerce yıl öncesinde güzel bir yürüyüş yapmak için Salamis'i planınıza eklemeyi düşünebilirsiniz.


6.Buffavento-St.Hilarion-Kantara kaleleri


Tarihleri 10.YY'lara kadar giden, Beşparmak Dağları'nda, sarp kayalıklar üzerinde adayı olası tehlikelerden korumak için inşa edilmiş olan bu üç ayrı kale de doğa gezisi, merdivenli tırmanışlar ve muhteşem manzaralar vaat ediyor. Buffavento ve St.Hilarion Girne ve Lefkoşa arasında konumlanırken, Kantara adanın daha kuzeydoğusunda konumlanıyor. Bir trekking aktivitesine çevirdiğimiz Buffavento deneyimimizi buradan okuyabilirsiniz.


7.Othello Kalesi-Namık Kemal Zindanı ve Müzesi(Mağusa)

Namık Kemal zindanı, dört taş duvar, bir odadan oluşan bir alan. Üst katında ise bir süre sonra çıkarıldığı yatağı da olan odası var. Burası da müzeye dönüştüştürülmüş.
Namık Kemal Zindanı. Merdivenle çıkılan üst katında ise cezasının bir kısmını geçirdiği odası, müzeye çevrilmiş durumda.

14.YY'da Lüzinyanlar tarafından inşa edilen kale, Shakespeare'in Othello adlı eserinde mekân olarak kullanılan ve Kıbrıs'ta, deniz kenarındaki konumuyla hikâyedeki kale tarifine tam olarak uyuyor. Bu sebepten Shakespeare'in hikâyesinin mekânı için ilhamı Mağusa'daki bu kaleden aldığı düşünülmüş ve İngiliz sömürge döneminde kale Othello Kalesi adıyla anılmaya başlanmış. Ben hikâyeye dair anekdotlar içeren müze kompleksi gibi bir yapı hayal etmiştim fakat isim dışında herhangi bir yerde herhangi bir anekdot göremedim. Önündeki Desdemona Parkı hoş bir detaydı. Kale iyi bir konumda ve üzerine çıkabileceğiniz surları içeren güzel bir kaleydi fakat uzun bir zaman ayırma gerekliliği göremedim.


Namık Kemal Zindanı ve Müzesi, Namık Kemal'in 1873 yılında sürgüne gelip yaklaşık 38 ay kaldığı zindanı ve üst katındaki odasını içeriyor.

Her iki yer de Mağusa merkezinde kısa bir yürüyüşle görülebilecek yerler arasında olduğu için ilgisini çekenlerin not etmesinde fayda var.


8.Mavi Köşk


Konumu ters kaldığı için ve görmek istediğimiz diğer yerler sebebiyle bizde liste dışı kalan fakat gidilmesi gereken yerler listelerinde hep karşımıza çıkan bir yerdi Mavi Köşk. Dönemin zengini bir mafya liderinin evini görmek ve hikâyelerini dinlemek isteyenler için ilgi çekici olabilecek bir alternatif. Sonraki seyahatlerimizde listede olacak.


9.Apostolos Andreas Manastırı(Dipkarpaz Bölgesi)


Adanın en kuzeydoğu ucunda kalan Dipkarpaz Bölgesi, gerek dalgaların dövdüğü kayalıklara kurulu Apostolos Andreas Manastırı ile, gerek yolda sizi karşılayacak adanın simge hayvanlarından yabani eşekleri ile(doğada kendi başına yaşayan atlara yılkı atı denirken bunlara neden yabani eşek deniyor, yazık değil mi bu hayvanlara:), gerekse adını kumundan almış Altınkum plajı ile görmeyi çok istediğimiz ama konumu sebebiyle bu seyahatimize sığdıramadığımız bir diğer lokasyondu. Adanın en uç noktası olduğu için ve konaklamaların yapıldığı hemen hemen tüm bölgelere yaklaşık iki saatlik bir mesafede olduğu için daha az tercih edilmesi de cabası. Buna rağmen kalabalık dönemlerde burası bile kalabalık olabiliyormuş. Bir sonraki seyahatimizde listemizde olacak.


10.Yakın Tarih Müzeleri(Barbarlık Müzesi-Kıbrıs Türk Tarih,Kültür ve Millî Mücadele Müzesi-Barış ve Özgürlük Müzesi)


Son olarak yakın tarihi bu kadar olaylı geçmiş bir ülkeyi daha iyi tanımak için, bu kara parçasının nasıl yavru vatan olduğunu anlamak için, yakın tarihimizi bilmek için bazı şeyleri yerinde görebilmek adına gidilebilecek belli başlı müzeleri anmak gerekiyor. İtiraf etmek gerekirse bizim de bu seyahatimizde kısıtlı vaktimizde çok yer görmeyi hedeflerken göz ardı ettiğimiz yerlerdi buralar. Fakat bu gezi vesilesiyle hem seyahat öncesinde hem sonrasında birçok şey okuma ve izleme fırsatım oldu. Benim gibi birçok şeyi ilk kez duyan ya da çokça duyduğu ama yeterince fikir sahibi olmadığı konular hakkında bilgi sahibi olmak isteyecek çok kişi olacaktır diye düşünerek ve kendimize bir eleştiri yönelterek bu maddeyi de mutlaka eklemek istedim.



Yorumlar


#annebenimgezmemgerek

Hakkımızda

Merhaba,

Biz Elçin ve Semih✋🏻

Kısıtlı zaman ve bütçemizle seyahat ediyoruz ve bunu paylaşmayı seviyoruz.

 

© 2024 by annebenimgezmemgerek. Powered and secured by ABGG

bottom of page